19 Oca 2011

En kötü günlerimizden Mart 2008


 Ares halsiz hiçbir şey yemiyor. Ares beni ne yer iken görürse onu yer. Bilmediği bir şeyi ben yemezsem hayatta yemezdi. Veteriner hekime götürdük. İdrar almaları gerekiyor ama ne mümkün ki arese sonda bağlanacak ve kan verecek. Mecburen sersemletici bir iğne yapıldı. İdrar yolları enfeksiyonu olmuştu. İlaç verildi iğne yapıldı ama ertesi gün ares halen aynıydı. Hastalandığında perşembe günüydü cumartesi o kadar iğne, ilaç ve seruma karşın gittikçe kötüleşiyordu. Uludağ üniversitesine hayvan hastanesine götürmemizi istediler. cumartesi akşamı götürdüm. Gece iki civarıydı hastaneden ayrıldığımızda. Serum verilmiş ateşi ölçülmüş doktoru ile görüşülmüş ve tedaviye yanıt almadığı için farklı bir tedavi denenmeye karar verilmişti.

Pazartesi oldu uzman doktorlar geldi. Tetkikler yapılmaya devam edildi. Sabah sekiz gibi hastaneye girip gece iki de çıkıyor. Eve gidip uyuyor sonra yine hastaneye gidiyorduk. Aresi hastanede yatıramıyorum çünkü benimde onunla kalmam gerekiyordu. bu yüzden git ve gel yaptık. pazartesi akşamı da eve geldik. salı sabahı kalktım evden çıkacağız ama aresi değil yerinden kaldırmak gözlerini bile açamıyordu.

Otuz dört kilo idi. kucakladığım gibi arabaya bindik ve doğru hastaneye gittik. Tamamen koma halindeydi. Mama zaten yiyemiyor su içemiyor ağzından yapışkanlı bir salya akıyor. Sabah akşam iki lt den toplam dört lt serum alıyor. Kas ve damardan yapılan dört iğnesi var her gün sekiz  iğne. Her gün kan ve idrar tahlili yapılıyor. Tüm başın ultrasonu çekildi. Kalp elektrosu çekildi. Kafa ve boyun bölgesi filmleri çekildi darp almış olabilir mi diye. Hastanenin neredeyse tüm doktorları ve intörn öğrencileri bizi tanıyordu artık. Bir haftamız bu biçimde arese ne olduğunun araştırılmasıyla geçti. Ancak ne olduğuna dair hiçbir bulgu yok idi.

 Tabii bu arada benimle yürüyerek gelen ares bu hastaneye şimdi sedye ile taşınıyor Aresin bağırmalarının eminim ki doktorlarımızın kulaklarından halen gitmiyordur.  İyileşme gösterip kendine gelmeye başladığında her ateşi ölçüldüğünde "hır”lıyor. her iğne yapılacağında ise felaketlere  sebep verecek derecede korkudan saldırganlaşıyordu. adımız "agresif ares" e çıkmıştı. Sonunda ne olduğunu tam olarak bulunamasa da iyileştik. Gövdedeki tüylerin kesildiğini fark ettiğinde ise ağlamaya başladı. Herkesi tembihledik. Kimse tüylerin yokluğundan bahsetmeyecek ve göbeğine bakmayacaktı. ares şimdi çok iyi. Ama hastanede kötü bir unvanımız kaldı. Bu arada belki buradan da olsa sesimizi duyarlar doktorlarımız mutlu bey ve Meriç hanıma da sonsuz teşekkürler.

Ares o günden sonra bir kez daha hastalanır gibi oldu. Yine hastaneye gittiğimizde doktorumuz mutlu bey ile görüşmek istediğimizde adımızı sorduklarında mecburen agresif ares demek zorunda kaldık. Bizi başka türlü hatırlamıyorlar :)

O günden sonra aresin bana olan düşkünlüğü daha da artı. aynı oranda şımarıklığıda....
Beni parmağında oynatıyor. :)

Yazan: Belkıs aktuğ

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder