köpek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
köpek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ara 2012

DİKKAT KÖPEK VAR




















12 Ara 2012

KÖPEK SAĞLIĞI











İdrar taşlarından korunmak için profesyonel hazırlanmış kuru mamalar tercih edilmelidir. çünkü bu tür mamalar özellikle bu gibi durumlar göz önüne alınarak formüle edilmişlerdir. 

Eğer hastalık oluşmuş ise ve sadece kum dökme şeklinde görülüyorsa tıkanmalar giderilmeli ve varsa bakteriyel komplikasyonlar önlenmelidir. Ayrıca durum düzelene kadar ve daha sonrasında da kuru mamalarla beslenme devam etmelidir. 





9 Ara 2012

İÇİMDE ÇUHA ÇİÇEKLERİ AÇTI



Tam olarak hiç bilemeyiz Neden bir varlığa sevgi duyuyoruz .Bildiğimiz bir şey varsa oda insanın yaradılışında sevgi olduğudur. İnsan öz benliğinde bu sevgiyi yaşatırsa sevmeye devam eder .Hayvanları ve doğayı severek dünyaya gelen bir bebek nasıl değişiyor.

Peki ne zaman nefret etmeye başlıyoruz .

Bebek büyürken şiddetin önemli olduğunu anne ve babadan öğrenirken şiddetin önemli bir ikna etme yolu olduğunu okulda öğretmeninden öğreniyor. doğaya çevreye zarar vermenin Hayvanları taşlamanın, Kuş yuvalarını bozmanın bir eğlence olduğunu büyüklerinden öğrenirken

Okula başlar.

İlk duyduğu kelime annesinden “Aman evladım bu pis hayvanlara dokunma onları görünce kaç hastalık bulaşır.” Artık bebek okulludur ve her gördüğü her yerde köpek ve kedileri görünce onları taşlamakta onlardan korkmaktadır.


Sevgili anneler ilk olarak  bu bebeğe yaşayan tüm canlıları sevmeyi öğretmek sizin görevinizdir. Bunu unutmayalım


Onunla tanışmamız bundan aylar önce idi. Soğuk bir aralık gününde misafir olarak bir dostuma gittiğim Balçova’da gördüm. Bir parkın bankında bir kediyi beslerken buldum Ilgaz çocuğu.

Gözlerindeki o kediye bakarken gördüğüm ışıltıyı anlatamam. Ilgaz çocuk bebek gibi sarmalamış kediyi evden kaçırdığı bir parça ekmek ve sütle beslemeye çalışıyordu. Bir süre onları izledim .daha sonra yanına gittim “delikanlı bu soğukta ne yapıyorsun burada evin yok mu dedim.” Ilgaz döndü ve dedi ki “kedim üşürken ben nasıl sıcak evimde yaşarım .”

Ben ordan ayrılalı aylar oldu ama Ilgazın bu sözleri hep kulağımda  Ilgaz’dan öğreneceğimiz çok şey var. Ilgazın ailesine de buradan teşekkür ediyorum böyle bir çocuk yetiştirdikleri için


PATİ PENÇE 

6 Ara 2012

KÖPEK EĞİTİMİ




Köpeğinizieğitirken her şey yolunda gitmeyebilir. Sonuçta köpeğinde bir karakteri vardırve bunu bir anda değiştirmenize izin vermeyecektir. Köpek eğitimi esnasında karşınıza çıkabilecek sorunlar ve bu sorunlara göstermeniz gereken tepkiler yazının devamında anlatılmaktadır.

Saldırganlık ya da itaatsizlik gibi sıkça görülen davranış sorunlarıyla karşılaşmaya hazır olun. Kötü davranışları düzeltmenin en iyi yöntemi araya girmek ve köpeğinizin dikkatini olumlu bir şeye yöneltmektir.

Eğitime köpeğinizi o ana kadar eğittiğiniz ve sonrasında ödüllendirdiğiniz komutlarla başlayın. Sakin ve kendinizden emin bir tutum sergileyin ve ne demek istediğinizi net ifade edin. Olumlu teşvik başarının anahtarıdır. Köpeğinize kızmayın ya da onu cezalandırmayın, bu davranış sadece kafasını karıştıracaktır.

Köpeğinizin dikkatini hediyeler ve coşkulu davranışlarla üzerinizde tutabilirsiniz, ama sıkıldığında veya yorulduğunda ne zaman durmanız gerektiğini bilmelisiniz. Seansları olumlu bir tavırla bitirin. Başarılı bir eğitim sabır ve tutarlılıkla verilir.

Bazı insanlar eğitimi profesyonellere bırakmayı tercih eder. Profesyonel bir köpek eğitmeni ücret karşılığında evinize gelip köpeğinizi eğitebilir. Köpeğinizi bir eğitim merkezine belli bir süreliğine göndermek, yapacağınız harcamaya değecek mi iyi düşünmelisiniz.

Birçok köpek sahibi profesyonel bir köpek eğitmeninin idaresinde yapılan yerel köpek eğitim derslerine katılmaktadır. Böylece köpeklerini başkalarına teslim etmemiş olmaktadırlar.


28 Kas 2012

SADIK DOSTUM




Köpekler bize karşılıksız sevgi veren sadık dostlarımızdır. Belli aralarla televizyon ve gazetelerde pitbul ırkı köpekler ve saldırganlıkları ile ilgili haberler çıkıyor. Ne yazık ki bazı ulusal televizyonlar ve gazeteler özellikle böyle insanları korkutacak ve dehşete düşürecek konular olduğu zaman günlerce aynı haberi tekrar tekrar vererek o konuda hiç bir korkusu olmayanda bile şüpheler veya fobiler oluşturuyorlar. Kim olursa olsun ben dahil televizyonda bir köpek tarafından ısırılıp yaralanan bir insan gördüğümüzde haklı olarak dehşete düşüyoruz . Aynı şekilde bir trafik kazası sonrası ölüleri veya yaralıları ya da parçalanmış araçları da görsek şoke oluyoruz. Buna benzer insanlar üzerinde dehşet uyandıran haberler özellikle bazı televizyon kanallarında rayting amaçlı olarak arka arkaya bir kaç gün tekrar tekrar gözümüze sokularak çoluk çocuk ailecek hepimize farkında olana kadar seyrettiriliyor. Ya da aynı konular tekrar pişirilip önümüze yeni habermiş gibi getirilebiliyor. Sonuç olarak ne yazık ki bu tür dehşet görüntüleri bazı kanalların haber programlarının seyredilme oranını arttırıyor.

 Bir köpeğin bir insana veya bir çocuğa saldırışını seyrettiğiniz zaman bu olayın nedenleri üzerinde hiç durmadan direk olayın dehşetinin etkisinde kalıyorsunuz ve bir yandan da arka fonda durmadan tahrik edici bir sesle sanki bir boks maçı anlatır gibi olayı daha da korkunç hale getirmeye çalışan spikerin sesiyle tam anlamıyla şoke durumunda sadece ve sadece bu köpeklerin bir ölüm makinesi olduğunu ve zaten doğuştan insanlara veya hayvanlara saldırmak için yaratıldıklarını düşünüyorsunuz. Halbuki tüm bu saldırgan psikopat pitbull’ların(Bütün pitbullar saldırgan ve psikopattır demiyorum dikkatinizi çekerim!) arkasında onları saldırı konusunda eğiten, yetiştiren ve bu köpekleri bir silah gibi kullanmak isteyen saldırgan ruhlu insanlar var. Yani köpek her zaman yaptığı gibi doğasının ana yapısını oluşturan insana , diğer bir deyişle sahibine olan sevgisi ve itaatinin sonucu olarak sahibinin istediği ve bu konuda inanılmaz zorlayıcı ve tahrik edici eğitimleri ile yönlendirdiği görevini sonucunda ölmek pahasına yapmaya çalışıyor.

 Köpekleri bir bütün olarak düşündüğümüzdezaten tüm yaşamları boyunca insanların isteklerini büyük bir hevesle ve karın tokluğuna yaptıklarını görmüyor muyuz? Avcılıkta ava yardımcı, bekçilikte gece gündüz görev başında evimizi, malımızı, sürülerimizi koruyan, evlerimizde çocuklarımız ve bizlerle dostluğunu paylaşan, depremde göçük altında kalanları kurtarma da insanların giremedikleri derinliklere kadar girip belki bir insanın canını kurtarırım diye hayatını tehlikeye atan, polisimizin uyuşturucu ararken veya diğer görevlerinde yanı başında silahı kadar yararlı ve güven verici, hemen tüm askeri birliklerde güvenlikte en ön saflarda görev alan, yurdumuzda fazla yaygın olmasa da körlere göz olan, kısaca insanın yaşamının bir çok safhasında her zaman en önde ve sahibinin isteklerini yerine getirme konusunda sadece karın tokluğuna mızmızlanmadan gece gündüz görev yapan köpekler değil midir ?

 Bütün bunları düşündüğümüzde köpekler asla insan yaşamındaki bir kurt veya aslan gibi değildir. Onlar her zaman insanların en sadık dostu olma mertebesinde olmuşlar ve gelecekte de olacaklardır. Onlar bizlere ve özellikle çocuklarımıza karşılıksız sevmenin ne demek olduğunu anlatacak dostlarımızdır.

 Şimdi bir genç kız olan kardeşim yıllar önce hiç unutmadığım bir şey söylemişti. Çok küçücüktü ama yüreği hayvanlar ve her şeye karşı o zamanda şimdi olduğu gibi sevgi doluydu. Bu söylediği birkaç kelime aslında o kadar anlamlıydı ki sizlerle paylaşmalıyım ; ‘’Abicim, insanlar hayvanları tanımadıkları için onlardan korkuyorlar değil mi? Tanısalar onlardan korkmaları için hiçbir neden olmadığını anlarlardı.’’

23 Kas 2012

KÖPEĞİN VUCUD DİLİ


Eğer uzun süredir köpek besleyen bir kimseyseniz, köpeğinizin başka köpekler ile farklı vücut hareketleri ile iletişim içerisinde olduğunu farketmişsinizdir. Hayvan davranışlarını inceleyen uzmanlar, bazı vücut sinyallerinin potansiyel tehdit olan rakipleri sakinleştirdiğini, hatta köpeğin kendisini rahatlattığını belirtmektedirler.

Ailenizin bir ferdi olan köpeğinizin size ne anlatmak istediğini, onun hareketlerinden anlayabilirsiniz.Köpek dili yüz ifadeleri, kulaklar, kuyruk, vücut hareketleri ve sesten ibarettir. Bazı vücut hareketlerinin saldırganlığı engellediği düşünülmektedir. Eğer birden fazla köpeğiniz var ise, birlikte oyun oynadıkları anlarda onları gözlemleyin. İşler kontrolden çıkmaya başladığında, birbirlerine oyunu kesmeleri için işaret verirler. Bu tür davranışlar, sürü üyeleri arasında gelişim işbirliği olarak adlandırılır.

Eğer köpeğinizi hareketlerini iyi gözlemleyen biriyseniz, köpek davranışlarını inceleyen uzmanlara göre köpeğinizi sakinleştirebilmek için onun kullandığı hareketleri kullanabilirsiniz. Köpeğinizin stresli olduğu durumları gözünüzde canlandırın. Örnek olarak veterinerinizde muayene olduğunda, istemediği bir şeyi yapmasını istediğiniz, temel itaat eğitimini alırken gibi. Bu tür durumlarda yeri kokladığını, esnediğini ya da kendi burnunu yaladığına görebilirsiniz.

Köpeğiniz parkta ya da sokakta tanımadığı bir köpek ya da insan gördüğünde yapmış olduğu bazı vücut hareketleri onun "sana karşı br tehdit değilim" gibi bir mesaj verdiği anlamına geliyor olabilir. Bazı tipik işaretler aşağıdaki gibidir:

Yeri koklamak
Bu durum, ürkek bir köpeğin kendisini ürküten insan ya da hayvanı sakinleştirmek istediğini belirtebilir.
Kafayı çevirip bir yöne sabit bakma Köpeğiniz bu hareketi onu kucaklamak için üzerine gelen bir çocuğa bile yapabilir. Bazen bu durum sizin yakalayamayacağınız kadar kısa bir süre içerisinde olabilir. Bu işareti, korkulası bir köpeğe direkt değil, belli bir açı ile yaklaşarak kullanabilirsiniz. Bir çocuğun tanımadığı bir köpeğe direkt bakarak yaklaşmasını engellemelisiniz. Köpeğe direkt bakarak yaklaşmak, köpek dilinde saldırganlık anlamına gelir.

Bu hareket, yabancıları sakinleştirmek, onlara kendisinin bir tehlike olmadığını göstermek içindir. İlgniç bir şekilde koyu renkli köpekler bu hareketi daha sık kullanmaktadırlar.

Yüz yalama
Köpeğinizin sizin ya da başka bir köpeğin yüzünü yalaması, tipik bir selamlama hareketidir. Karşı tarafı sakinleştirmek için de kullanılabilir.

Esneme
Bu genel bir stres işaretidir. Bu hareketler daha çok itaat eğitimlerinde, köpek şovlarında, veterinerde ve ev eğitimlerinde gözlemelenmektedir. Bu işaretleri yaşlı köpekleri sakinleştirmekte kullanmak daha kolaydır çünkü yaşlı köpekler sahiplerinin vücut hareketlerine karşı daha duyarlıdır. Bu işaretleri kendi köpeğinizde deneyerek sonuçlarını izleyin.

7 Kas 2012

KEDİLER ÜŞÜR MÜ ?




Çoğu zaman “kediler üşümez, onların tüyleri var…” gibi sözlerduyuyorsunuzdur mutlaka. Neden kedilerin üşümediğini sanıyorlar ki; bir kedi “üşüyorum” diyemediği için olabilir mi? Neyse biz gelelim bu işin doğrusuna; kediler de tıpkı insanlar gibi üşürler, hatta aşırı soğukta ölebilirler.
Kedilerin üşümeye başladıkları sıcaklık 20-22oC’dir. Bu sıcaklığın altında uzun süre kalan kedi, üşütüp hastalanabilir ve hatta ölebilir; tıpkı insanlar gibi. Dışarıda yaşayan kediler, kendilerine kısmen korunaklı bir yer bularak vücut ısılarını korumaya çalışırlar. 
Bunun için de enerjiye ihtiyaç duyarlar. Yani, yeterince beslenmeyen ve korunaklı bir yer bulamayan sokak kedileri, hipotermi sorunuyla karşı karşıya kalırlar. Hipotermi, vücut ısısının normal değerlerin altına düşmesidir. Eğer vücut ısı kaybı yüksek olursa bu maalesef ölümle sonuçlanabilir.


Evde sizinle birlikte yaşayan kedinizin üşüyüp üşümediğini, onu sadece gözlemleyerek anlayabilirsiniz. Eğer kıvrılıp yatıyorsa, patileri ile burnunu ve kulaklarını örtüyorsa, kalorifer peteklerinin/sobanın yakınına yanaşıyorsa, battaniye/yorganların altına giriyorsa üşümüş demektir. Kedinizin de sizin gibi üşüdüğünü ve üşüyünce hastalanabileceğini unutmayın. Kışın daha yüksek enerjili mamalarla beslemeye çalışın, zira vücut ısısını koruması için daha fazla enerjiye ihtiyacı olacak, özellikle de dışarı çıkmayı seviyor ve evin dışında zaman geçiriyorsa.

Ayrıca sokak kedilerine de barınabilecekleri bir küçük yer yapabilirsiniz.

5 Kas 2012

KIŞIN KÖPEK BAKIMI



Her canlı varlık gibi köpekler de, yaşamlarını sağlıklı sürdürebilmek için, belirli ortam ve koşullara gereksinme duyar. Barındıkları yerin sağlıklı yaşamalarına elverişli olup olmadığından tutun, gereksindikleri besin türü ve oranının karşılanıp karşılanmaması, temizlik ve bakımlarının yapılıp yapılmaması, hareket etme ve dolaşma olanağı bulup bulmamalarına değin pek çok etken, sağlıkları üzerinde etkiler yaratır. Her ne kadar dış koşullardan etkilenmeyen kişiler için it gibidir, ona bir şey olmaz! derlerse de, köpekler, özenli bakım isteyen nazik varlıklardır. Barındırılmaları, beslenmeleri, bakım ve temizlikleriyle diğer gereksinimlerinin karşılanmasında titiz davranılmalıdır. Küçük ihmaller, önemsiz gibi görünen savsaklamalar, bilgisizlikten doğan yanlış uygulamalar, köpek sahibinin büyük çaba ve emekle bile gideremeyeceği sakıncaların kaynağı olabilir. Bu nedenle, köpek bakımında ve onların sağlıkla yaşamalarında büyük önem taşıyan temel konulardan  barınma ve beslenme  üzerinde ayrıntılarıyla durmaya çalıştık. Şimdi de, büyük önem taşıyan diğer bir konuya, köpeğin bakımına değineceğiz.


Bakım, köpeğin sağlığını ve iş verimini olduğu kadar, görünümünü ve güzelliğini de etkiler. Bakımı gereğince yapılan köpek, kendini daha ilk bakışta belli eder. Tüylerinin parlaklığı ve düzeninden, hareketlerinin canlılığına, bakışlarındaki dikkat ve zekadan, davranışlarındaki güven ve uyuma değin her şey bunu yansıtır. Hepsinden önemlisi, bakılan köpek sevilen köpek demektir, değer verilen köpek demektir. Bu ise, bir köpeğin yetiştirilmesinde besin kadar önemli bir öğedir. Köpek bakımı belirli başlıklar altında toplanabilir. Bunları şöyle sıralayabiliriz:


Köpek postlu bir hayvandır. Bu post, onun dış etkilere karşı korunmasını sağladığı gibi görünümünü güzelleştiren bir değer de taşır. Köpeklerin bir bölümünün tüyleri kısa, bir bölümünün orta uzunlukta, bir bölümünün ise oldukça uzundur. Doğal olarak uzun tüylü türler, daha büyük ve özenli bir bakım gerektirir. Özellikle tüy değiştirme zamanı olan ilkbahar, ve sonbahar süresince, bu iş daha büyük bir önem kazanır. Gerekli bakım yapılmadığı takdirde, köpeğin yaşadığı tüm çevre tüy döküntüleriyle dolar. Bu ise insanların sağlığı açısından büyük sakıncalar içerir. Köpek için ise başka açıdan önem taşır.

Fırçalanmayan ve bakılmayan tüyler, köpeği rahatsız eder, kaşındırır. Onları kendi çabasıyla düşürmeye çalışır. Bu ise yaralanmasına, cildinin çizilmesine ve mikrop kapmasına yol açabilir. Bazı deri hastalıkları ortaya çıkabilir. Bütün bu sakıncaları önlemek, köpeğin sağlıklı bir cilde ve tüylere sahip olmasını sağlamak için, normal zamanlarda günaşırı, tüy dökümü süresince günde bir kez fırçalamak yararlı ve gereklidir. Ancak, derinin bu devre içinde son derece hassaslaştığı unutulmamalı, sert kıllı fırçalar kullanmaktan kaçınılmalıdır.

Köpeğin özel bakım gerektiren bir tür olmadığı durumlarda, genel olarak şöyle bir yol izlenebilir. Tüylerin fırçalanmasına baş üstünden başlanılır ve orta sertlikteki kıl fırça ile hayvanın gerisine doğru sıkıca sıvazlanarak taranır. Sırt bölgesinin taranması bitince, göğüs yöresi ve köpeğin yanları aşağıya doğru ayaklara varıncaya değin düzenli sıralar halinde fırçalanır. Bundan sonra kıllar çıkış yönünün tersine, bir kez daha fırçalanır. Bu tarayış, kıl diplerini güçlendirdiği, deriye masaj yerine geçtiği gibi, kıl diplerine yerleşmiş bulunan toz ve zararlı maddeleri de kabartır. Bundan sonra, yeniden düzgün yönde bir fırçalama ile tüy bakımının birinci aşaması bitirilir.

Islatıldıktan sonra sıkılarak suyu iyice alınan pamuklu bir bez parçası, eski bir fanila ile köpeğin tüyleri çıkış yönünde bastırılarak silinir. Göğüs, karın, bacak ve bacak araları iyice temizlenir. Bu arada deri iyice araştırılarak, kene, pire gibi zararlıların bulunup bulunmadığına bakılır. Eğer görülürse önlemleri alınır.

Kısa Tüylü Köpeklerin Taranması: Kısa tüylü köpeklerin taranmasında kısa ve yumuşak kıllı fırçalardan yararlanılır. Sert ve uzun kıllı fırçalar kullanım bakımından elverişsiz olduğu gibi, köpeğin derisini de çizebilir. Bundan sonra tüylerin çıkış yönüne doğru yapılan fırçalanmayla bütün toz ve pislikler atılır. Köpeğin tüyleri düzenli, parlak ve sağlıklı bir görünüm kazanır.

Uzun Tüylü Köpeklerin Taranması: Uzun tüylü köpeklerin taranmasında, uzun ve sert kıllı fırçalardan yararlanılır. Böylece sık ve uzun tüylerin arasına girip onları temizlemek ve havalandırmak, düzen vermek mümkün olur. Bu amaçla, dişleri aralıklı taraklardan, tel fırçalardan da yararlanılabilir. Özellikle Kaniş gibi tüyleri kıvırcık ve sert olan türlerin tüy bakımında böyle taraklar ve tel fırçalar gereklidir.

2. Dişlerin Bakımı:

Genç ve sağlıklı köpeklerin dişleri beyaz, parlak ve diş taşlarından arınmıştır. Diş sağlığının, yaşla olduğu kadar beslenme ve bakımla da büyük ilişkisi vardır. Gelişme çağlarında kalsiyum gereksinimi yeterince karşılanan köpeklerin dişleri güçlü ve sağlam olur. Erişkin olduğunda, gevrek, iri sığır kemiği verilen köpeklerin dişlerinde diş taşları oluşamaz ve dişler aşınmalara karşı direnç kazanır.

Dişlerdeki renk sararması, kötü ağız kokuları her zaman diş taşlarından ileri gelmez. Kimi kere bunların nedeni sindirim bozukluklarıdır. Dişlerde görülen önemli arızalar ve diş taşları için mutlaka bir veteriner doktora gitmek gerekir. Ancak, kirli ve sararmış dişler, sertçe bir bezi limon suyuna batırarak silmek veya hidrojen perokside batırılmış bezle oymak suretiyle temizlenip beyazlatılabilir. Dişleri temizlemek amacıyla, kullandığımız türde diş fırçalarından da yararlanmak mümkündür.


Sağlıklı bir köpeğin gözü temiz, parlak ve canlıdır. Çapaklı, donuk ve kanlı gözler sağlıksızlık belirtisidir. Köpeklerde göz temizliğine özen göstermek, çapaklanma ve kanlanma olduğunda, asit borikli suya batırılmış bir pamukla gözleri silip temizlemek gerekir. Çoğunlukla üşütmeden ileri gelen çapaklanmalarda Camomile ve Borasit solüsyonlarının kullanılması yarar Sağlar. Aşırı ve inatçı olaylarda veteriner doktora başvurulmalıdır.

Kulaklar, köpeklerin önemli olduğu kadar duyarlı ve hastalıklara açık bir organıdır. Köpeğin tüylerinin fırçalanması sırasında kulaklar bilhassa incelenmeli kulağın içine doğru giden kıllar dışa doğru taranmalıdır. Köpeklerin kulaklarında, havadaki tozların kulak içlerine girmesini önleyen bir nemlilik vardır. Bunu, kulakta bulunan salgı bezleri sağlar. Böylece kulak kepçesinde tutulan kirler, duyarlı bölgelere girme olanağı bulamazlar. Ancak bunların kulak kepçesinde de fazla oranda birikmesi hastalıklara yol açar, sakıncalar doğurur. Bunların, asit borikli Suyla hafifçe ıslatılmış veya zeytinyağı ile nemlendirilmiş bir pamuk parçasıyla gerektikçe temizlenmesi zorunludur. Ancak bu temizleme sırasında büyük özen gösterilmeli kulak iç Kulak kepçelerinde biriken kirlerin temizlenmesi, kulak sağlığı konusunda ilerde doğabilecek sorunların önüne geçer.

Kulakta görülebilecek akıntılarda dikkatli olunmalı, böyle durumla karşılaşıldığında zaman yitirilmeksizin veterinere başvurulmalıdır. Çünkü bu belirti, önemli bazı hastalıkların habercisi olarak görülebilmektedir.


4. Ayak ve Tırnakların Bakımı:

Özellikle ev dışında yaşayan, av gibi yürüyüş gerektiren görevler yüklenmiş bulunan köpeklerin ayaklarında aşınmalar, yaralanmalar, çizilmeler, tırnak kırılmaları görülebilmektedir. Bu nedenle, yapılan bakım sırasında ayaklar da gözden geçinilmeli, hayvana rahatsızlık veren bir durum olup olmadığı araştırılmalıdır.

Ayak ve tırnaklar bu iş için kullanıma elverişli bir fırça ile fırçalanmalı, eğer varsa, tırnak arasına sıkışmış olan kurumuş çamur parçaları, toz ve kinler temizlenmelidir. Dolaşılan yerlerde bulunan keskin kenarlı kayalar veya kırık cam parçaları, köpeğin taban yastıklarında derin kesiklere neden Tırnaklarda kırılmalar olabilir, taban yastıklarına kıymık, diken batabilir. Bu gibi durumların bakım ve tedavisi anında yapılmalı, kesik, çizik ve tırnak yaralarının ihmal edildiğinde bazen büyük sorunlar çıkartabileceği unutulmamalıdır.

Kırılan tırnaklar gibi aşırı uzayan tırnaklar da bakım gerektirir. Normalden fazla uzayan tırnaklar kimi kere kıvrılarak köpeğin etme batar ve iltihaplanmalara yol açar. Kimi kere ise, sağa sola takılarak köpeği rahatsız eder ve sonunda kötü bir biçimde kırılır. Bütün bu nedenlerle zaman zaman köpeğin tırnağını kesmek gerekir. Köpeğin tırnağı, ya bu iş için özel olarak yapılmış bulunan Papağan Gagası adıyla anılan özel bir makasla, ya da manikür takımlarında bulunan herhangi bir tırnak pensi ile kesilebilir.

Tırnak kesilmesi,düşünüldüğü kadar basit bir iş değildir. Yanlış ve hatalı kesim büyük sorunlar yaratabilir. Tırnağın kesim sırasında fazla derin alınması kanamalara ve iltihaplanmalara yol açar. Resimdeki kesime dikkat ediniz. Tırnak, fazla derine gitmeden ve tırnak ucu kütleştirilmeden kesilmektedir. Pürüzlü ve kırık tırnakları törpülemek gerekir. Bu amaçla bildiğimiz tırnak törpüleri kullanılır. Törpülemenin, tırnağın çıkış yönünde olması gerekir. Ters yöne doğru yapılan törpüleme tırnak köklerini zedeler ve iltihaplandırır.

Bakımlı ve sağlıklı bir köpeğin ayaklarında, tırnaklar arasında yabancı herhangi bir madde bulunmaz. Tırnaklar bakımlı ve düzgündür. Uzamış, çatlamış, kırılmış tırnak yoktur. Taban yastıkları bakımlıdır, kesikler, yaralar ve kabuklanmalar görülmez.

5. Yıkama ve Temizleme.

Köpeklerin cilt dokusu, insanlarınkine oranla çok değişiktir. Köpeklerin ter bezleri yoktur. Yani terlemezler. Köpeğin derisi insanınki gibi hava almaya elverişli yapıda da değildir. Buna karşın köpek zengin sayılabilecek yağ dokusuna sahiptir. Bu yağ bezleri deriyi yumuşak ve dirençli kılan. Köpekleri, koktukları gerekçesiyle sık ve aşırı yıkayanlar, onların sağlığıyla oynar. Köpek, zorunluluk olmadıkça yıkanmamalıdır. Yıkanması gerektiğinde, bu sıcak yaz aylarına rastlatılmalıdır ya da çok iyi kurulanmasına özen gösterilmelidir. Aşırı yıkama derideki yağların yitirilmesine, derinin kuruyarak çatlamasına, tüylerin canlılığını kaybetmesine yol açar. Soğuk havalarda, özellikle ev dışında barındırılan köpeklerin yıkanması şiddetli soğuk algınlıklarına neden olabilmektedir.

Köpek, sağlığı açısından gerekli olduğunda veya sıcak yaz aylarında sı olmamak koşuluyla yıkanabilir. Köpeğin yıkanmasında bazı noktalara dikkat edilmelidir. Köpeğin yıkama suyu veya soğuk olmamalı, 35 derece dolaylarında bulunmalıdır.Köpeğin yıkanmasında kullanılacak şampuan, içinde yağ ihtiva etmelidir.

Kulaklara su kaçmaması için, birer parça pamukla kulakların kapatılması yerinde bir önlemdir. Çünkü, kulağa kaçan su büyük sakıncalar doğurur. Yıkanacak köpek, bir banyo küvetine, genişçe bir lavaboya veya leğene yerleştirilir. Baş kısmı hariç tüm gövde güzelce ıslatıldıktan sonra şampuan dökülerek köpürtülür ve bu köpükler, başın dışında bütün vücuda yayılır. Parmaklarla köpeğin vücuduna masaj yapılarak kirler kabartılır. Daha sonra, bu köpükler tümüyle temizleninceye, tüyler arasında sabun zerrelerinin kalmadığına emin olununcaya değin, uygun sıcaklıktaki suyla yıkanır. Bu arada, bir sünger ıslatılıp iyice sıkıldıktan sonra, köpeğin başı, yüzü, ağzının çevresi, gözlerin etrafı iyice silinip temizlenir. Bundan sonra köpek, yıkanılan yerden bir havluyla alınır. ılık, rüzgarsız, hava cereyanı olmayan bir yerde, eğer varsa elektrikli kurutma makinesi ile, yoksa havlu ile mümkün olduğunca kurulanır. Tüyler çıkış yönünde taranıp fırçalanır.

Eğer hava soğuksa, vücuttaki rutubet tamamıyla gidinceye kadar ev içinde tutulur. Hava güneşli ve sıcaksa, serbest bırakılarak, hareket hainde iken tüylenin kuruması ve güneşlenmesi için olanak tanınır. Ağız çevresinde uzun tüylere sahip olan köpekler, yemek sırasında bunarı kirletir. Böyle özellik taşıyan köpeklerin ağız yöresindeki tüyler, suyu sıkılmış ıslak bez veya süngerle temizlenebilir.Köpeklerin sık sık yıkanması, yukarda belirttiğimiz gibi, türlü sakıncalar doğurur. Bu nedenle, köpeğin temizliğinde başka yöntemler de uygulanır. Bu amaçla testere talaşı denilen çok ince tahta talaşından yararlanılır. Toz halindeki bu talaş, köpeğin kıllarının arasına avuç avuç dökülerek tüylerle birlikte iyice ovuşturulur. Daha sonra, bunları dökmek için köpeğin tüyleri fırçalanır. Küçük yapılı, uzun ve seyrek tüylü, beyaz renkli bazı köpekler, beyaz tebeşir pudrası ile temizlenmekte iseler de, bu işlem tebeşir tozlarının çevreye dağılması nedeniyle pek pratik değildir.

6. Köpeğin Gezdirilmesi ve Egzersizleri:

Bütün köpekler, türden türe süresi ve niteliği değişmekle birlikte, hareket etme ve egzersiz yapma gereksinimi duyar. Sürekli olarak evde yaşayan, narin yapılı bir süs köpeği, bile, bu gereksinimi yeterince sağlanmazsa, normal halini, hareketliliğini, neşesini ve bazen de sağlığını yitirir. Bu tür köpeklerin zaman zaman bahçeye çıkartılarak gezdirilmesi gerekir. Onların sağı solu dolaşmaları, öteyi beriyi koklamaları içgüdülerini canlı tutmaya, türlerine özgü koklama ve işitme duyularını doğal ortam içinde sınayarak özgüvenlerini kazanmalarına yarar. Bununla birlikte, böyle narin türlerin, fazla alışık olmadıkları dış ortamda uzun süre bırakılmaları, elverişsiz havalarda çıkartılmaları sağlıkları üzerinde iyi etki bırakmaz.

İri yapılı köpeklerin, bilhassa özel amaçlarla eğitilip çalıştırılan görev köpeklerinin bu gereksinimi çok daha fazladır. Bunlar, açık havada koşma, serbest kalma, eğitildikleri alanda egzersiz yapma gereksinimi duyarlar. Yarış köpekleri, av köpekleri, koruma ve bekçi köpekleri, çoban köpekleri uzun süre etkinlikten uzak ve hareketsiz bırakılmamalıdır. içgüdüsel tepkilerini doyurmak, eğitildikleri alandaki beceri ve yeteneklerini körleştirmemek için, sık sık uygun yörelere götürülerek serbest bırakılmalı. egzersiz ve antrenman yaptırılmalıdır.

31 Eki 2012

KANLI İSHAL - CANİNE PARVOVIRUS INFECTION




Parvovirüs köpekten köpeğe kolaylıkla geçebilir.Köpek çiftlikleri,dog showlar,köpeklerin çoğunlukla bulunduğu yerler,pet shoplar virüsün yayılması için oldukça kaynak bir hal alabilirler.eğer yeni yavrunuz ev içinde yaşıyor dışarıya az çıkıyor ve diğer aşılı köpekler ile seyrek bir şeklilde beraber oluyor ise hastalığı kapma riski oldukça düşüktür.Virüs hastalıklı bir köpekten direkt ya da bu hayvanın dışkısı ile ki dışkı büyük miktarda virüs barındırmaktdır,veya hastalıklı olmayan ancak dışkı yolu ile virüse bulaşmış bir diğer köpeğin tüyü veya ayakları ile,rüzgar ve hatta insanlar ayakkabı ve elbiseleri ile bu virüsün etrafa yayılması için yeterli olmaktadır.Virüs dış koşullara karşı kolaylıkla uyum sağlayabilmekte ve uzun zaman hayatta kalabilmektedir.
Bu ölümcül hastalığa yakalanan köpeklerdeki ilk belirtiler,iştahsızlık,şiddetli kusma,ve ishal olarak gözlemlenir.Vucut ısısı 41.C kadar yükselir.Bu belirtiler çoğunlukla köpeğin virüsü kapmasından itibaren 5-7 gün içinde görülür.Hastalığın en kötü belirtisi kusmanın gri-beyaz bir renk alması ve dışkının sarıdan kahverengiye kadar dönüşen renk değiştirmesidir bunu dışkıda görülen kan izler.(Bağırsaklar çeperleri kan toplar ve şişer bir süre sonra patlayarak dışarı atılır.)Köpek hızlı bir şekilde aşırı kusma ve ishalden dolayı su kaybeder.Bazı kurbanlar bu duruma fazla dayanamaz ve kısa sürede ölürler.Ölümlerin çoğu klinik belirtilerin gözlemlenmesinden itibaren 48-72 saat içerisinde gerçekleşir.Genç yavrular çoğu zaman iki gün içinde hayatlarını kaybederler.

Geçmişte 5 ayın altındaki yavrularda görülen ölüm oranının daha büyük yaşta bu hastalığa yakalan köpeklerden %2-3 daha fazla olduğu bilinmektedir.Bugün 0-7 haftalık köpeklerde hastalığın insidansı % 63. (Bir)1 yaşından sonra ise % 11 olarak tespit edilmiştir.Yaşça büyük hayvanlarda hastalığın etkisi daha düşük olamaktadır.Virüse karşı uygulanan ilk aşılama ve tekrarlar virüsün önüne geçilmesinde ve hastalığa yakalanma yüzdesinde etkili olmaktadır.

Süt emmeden 6 aya kadar olan yavrular hastalığa yakalanma riski en fazla olan gruptur.Bu risk Rotthweiller ve Doberman Pincher ırklarında oldukça yüksek seyretmektedir.

Bu hastalığın başka bir formu kalp kası üzerindeki iltihap ile kendini göstermektedir.(Myocarditis).3 aylık ve daha küçük yavru köpeklerde bu sendrom ishal görülmeksizin kendini gösterebilir.Çünkü virüs kalp hücrelerinde çok daha hızlı bir gelişim sergilemektedir.Myocarditis'e yakalanan yavrular güçlükle soluk aldıklarından hareketsiz,bitkin görünüm sergilerler.Süt emme çağındaki yavrular nefes alma güçlüğünden dolayı süt emmeyi keserler.Hastalığın kesin bir tedavisi yoktur.Yavruların hayatta kalma süreleri virüsün kalbe verdiği zarar ile orantılıdır bazı yavrular birkaç dakika içinde bazıları ise birkaç gün içinde hayatını kaybedebilir.
Veteriner hekiminiz teşhisi klinik belirtilerin ortaya çıkmasından sonra koyabilir.Belki dışkıyı test etmek isteyebilir.Bu virüsü durduracak kesin bir ilaç yoktur.Hastalıkla başa çıkmak için acil müdahale ve iyi bir bakım gerekir.İlk önce aşırı kusma ve ishalden dolayı gerçekleşen kayıpları önlemek için yavruya serum takılır ishal ve kusma kontrol altın alınmaya çalışılır.Aynı zamanda antibiyotik verilerek ikincil virüsler önlenir.Hastalığa yakalanan köpekler kuru ve sıcak tutulmalı ve iyi gözlemlenmelidir.
Her yaştaki köpekler bu ölümcül ve dramatik hastalık için aşılanmalı ve veteriner hekiminizin önereceği dömenlerde tekrar edilmelidir.Hastalıklı hayvanın daha önce kaldığı ve bulunduğu yerler çamaşır suyu , tıbbi dezenfaktan ile temizlenmeli ve kireçlenmelidir.Hastalık sonucu ölen köpeklerin gömüldüğü yerede kireç serpilmelidir.Virüsün dış ortama kolayca uyum sağladığı ve uzun süre hayatta kaldığı unutulmamalıdır.Köpek sahibi yavruyu sokak köpekleri ile aşılanmamış köpekler ile tanıştırmamalı,bu köpeklerin çoğunlukla bulunduğu ve barındığı, hastalığın daha önce görüldüğü bölgeden kaçınmalıdır.Bunun için veterinere danışılmalı ve uyarıları dikkate alınmalıdır.Aynı zamanda diğer köpeklerin dışkılarına dikkat etmeli ve yavrunun bu dışkılara temasına izin vermemelidir.(Köpeğinizin dışkısını bir torba yardımı ile alıp çöpe atmanız hem çevrenin temizliği hemde hastalıkların yayılmasını önleyecektir.Bu davranışınızı komşularınızın ve tanıdıklarınızın da uygulamasını sağlayınız.)Bu önlemler ilk 6 ay içerisinde oldukça önemlidir.


Eğer aşağıdaki durumlar veya sizin farkedeceğiniz başka bir durum olur ise hemen veterinerinize danışınız.
Anormal kulak,burun,anüs veya vücüdun açılmış bir bölgesinden gelen akıntı. Zayıflama ile birlikte veya ani gelen iştahsızlık veya aşırı su tüketimi. Anormal davranış biçimleri ani saldırganlıklar,korkular yada uyuşukluk. 
Tuvalet yapmada zorlanma veya kontrolsüz tuvalet ihtiyacı. Vücut üzerinde veya herhangi bir yerde yumru,şişlik,açık yara,tüy dökülmesi,iltahap,topallama,ayağa kalkmada, oturma ve yatmada zorlanma. Başını aşırı sallama,kaşınma,yalama ve ısırma.

19 Eki 2012

DUYGUDAŞLIK



   

Son zamanların moda terimi “empati”. Bilen bilmeyen herkes olur olmaz her yerde kullanıyor bu  son dönemlerin flaş sözcüğünü.
   Biz severiz, Türk halkı olarak bu tür süslü püslü, boyalı cilalı sözcüklerin, terimlerin arkasına sığınmayı. Hatta bu şekilde toplumda saygınlık ta kazanırız kendimizce. “Aaa. bak hatun ya da er kişi ne de kültürlü, nasıl da bizim manasını anlamadığımız(!) sözcüklerle konuşuyor” deriz.
   Bu sözün karşılığı “duygudaşlık” değil midir Allahaşkına? Kendini onun yerine koyma, onunla aynı duyguları paylaşma, paylaşabilme.
   Peki becerebiliyor musunuz? Becerebiliyor muyuz kendimizi başka bir canlının yerine koyabilmeyi. Bunu salt insan bazında düşünmeyin, dünya üzerinde sadece insanlar yaşamıyor ki! Kedisi var, köpeği var, kurdu kuşu var. Var oğlu var. Misal, havalar soğuğa çaldı mı, çalmadı mı? Bizler üşümeye başladık, kalın giysilerimizi dolaplardan çıkardık mı çıkarmadık mı? Hatta günlük beslenmelerimize daha bir özen göstermeye başladık mı başlamadık mı?
   İyibunların hepsi güzel, yapılması gereken, kışdan önce alınması gereken önlemlerde, bunu yapamayan, yaşamı sadece biz insanoğlunun ilgi ve merhametine bağlıolan canlıların yerine kendimizi koyabiliyor muyuz? Onlarla empatisağlayabiliyor muyuz? Şu bahçemizdeki tekir kedi neden öyle tortop olmuş, umarsız bakışlarını sizin mutfağınızdan gelen mis kokulara odaklamış dersiniz? Onun kışlık, yedekte daha çok tüylü kalınca postu, mutfağında erzağı var mı acaba.
   Her sabah nereye gittiği belirsiz, kapınızın önünden son günlerde hafifçe de topallayarak geçen, tüyleri dökük karabaş, kar tipi başladığında dışarılara sığındığı yıkıntıdan çıkamadığında, acaba bir yerlere kemiklerini depolamış mıdır? Altına serebileceği kuru bir çuval, çaput parçası ayarlamış mıdır? Ya ıslak beton zeminli barınaklardaki yavrular hazırlar mıdır ölümcül gençlik hastalığının acılarına, kan kusa kusa malum sonlarını karşılamaya?
   Siz bu canlıların yerine hiç kendinizi koydunuz mu? Koyabildiniz mi? O cesareti kendinizde bulabildiniz mi? Bir gece sıcacık yatağınızda yattığınızda, altınızda gündüzden yıkanmış, gece buza çekmiş beton zemin olduğunu hiç düşündünüz mü?
   Yoksa siz de, “O hayvandır; acıkmaz, susamaz, üşümez, acı çekmez diyenlerden misiniz?
   Empati kurmak öyle her babayiğidin harcı değildir, herkesler beceremez, biraz da cesaret ister hatta mangal gibi yürek ister. Çünkü bir canlının yerine koyarsanız kendinizi, onunla duygudaş olursanız eğer, o canla birlikte acı çekmek, üzülmek, aç kalmak gibi durumlarınız  olur; onun adına üzülür, onun adına hasret çeker, hayal kırıklıklarına uğrarsınız ister istemez.  Ya da işinize gelmez, “adam sende, şimdi kalkıp ta şu evin önünden nereye gittiğini bilemediğim  aksak, tüyü dökük, uyuz görünümlü köpek için mi kafa yoracağım, bahçedeki yavrulu anne kedi üşüyormuş bana ne, nereye sığınırsa sığınsın, sıcaklığın  eksi derecelere düştüğü kış gecelerinde ben kendi evimin sıcaklığına bakarım” deyip geçersiniz.
   Ben bunun tersini yapanları, yapabilenleri dağlara atılmış, kısırlaştırma ameliyatının dikişleri apseli iki aylık köpeğin yerine kendisini koyanları, Vişnelik’teki büyük okul bahçelerinde gündüz saklanan ancak geceleri iki lokma yemek bulabilmek için ortaya çıkan kediciklerin aç karınlarını kendine dert edenleri, karda yemek bulamayıp tir tir titreyen yaban güvercinlerini, serçeleri düşünenleri, yetmedi denizlerdeki işkence edilen yunusları, kıtalararası uzaklıktaki derisi canlı canlı soyulan fokları, dünya üzerindeki tüm canlıları düşünüp merhamet duyan, kendisini onların yerine koyan insanları tanıyorum. Ve hepsinin de gözlerinde ki “hayvan sevmenin dayanılmaz ızdırabına” şahit oluyorum.
   Geceleri tatlı uykularından acılı bir kedi köpek sesine uyanan sevgili arkadaşlarım, biliyorum ki onların hepsi de o canlarla ”duygudaş” olmuşlardır. Onlar için mutlu olunan anlar, saatler çok kısıtlıdır; sahiplendirilen mağdur durumdaki bir hayvan, ölümden döndürülen bir can. İşte topu topu hepsi bu kadar.

   Empatikurun dostlar, kurun! Hem kendi cinsinizle, hem de sizin dışınızdakilerle. Önümüz kış dışarıdaki canların bu duygudaşlığa çok ama çok ihtiyacı var. Onlar aynen sizler gibi acıkır, üşür ve de en önemlisi sevilmeyi isterler.

Ece Bilgin